ANİ ÇELİK AREVYAN artist

 © anicelikarevyan 2018

AS IS

Solo Exhibition

05-30 September 2018, Greek Primary School

 

ani celik arevyan

For me “As Is” resembles a body of literature bringing together the memories of places I have been in throughout my life.  In the series I assemble together the moments and images we record without noticing every day with their correspondences in other places and times.

 

Since 1987 I have been following the traces of time through my work in photography.  I resemble “As Is” series to an archeological method I have discovered while I was thinking on my photographic practice.  As I create the series I have returned to the material in my archive consisting over 95,000 photographs.

 

I have taken most of these images during my journeys to different parts of the world.  The series started to take shape with the crossings between forms among these images.  The mental space emerging out of this ongoing series provided a feedback loop for me about my photographic consciousness and my evolution as an artist.

 

The photographs in “As Is” were not staged, they did not follow an imagined mise-en-scène.  In this series I have photographed the images staged by life rather than staging images in my studio.  These double images were created without any didactic concern through the encounters between the frames I have collected from the world I have seen and lived in.  These coincidences created a venue in which I freely accord two images to create new visual idioms.

 

The abundance of images in this series gives them a pixel like quality; each double image seems like a pixelated unit of a conceptual ensemble.  This archive of pixelated units also reminds me the different pages of a book and I envisage another short narrative each time I scan through them.  I created these short narratives enmeshed with time inside my archive in which I observe the textures of the world.  They are ordered along concentric movements and oscillate between coherence and incoherence.

 

Creating narratives inside this archive is like forming connections between nerve endings to emulate a stream of electricity.  As every double image unfold like scenes in a speculative film roll, an open storyboard emerged through them like a collection of images flashing in one’s mind.

 

OLDUĞU GİBİ

Kişisel Sergi

05-30 Eylül 2018, Galata Rum Okulu

 

ani çelik arevyan

“Olduğu Gibi” yaşadığım yıllar boyunca, bulunduğum mekanların hafızasını toplayan bir külliyata benzeyen, her gün fark etmeden kaydettiğimiz anların ve imgelerin, başka mekanlar ve başka zamanlarda bulduğum karşılıklarını bir araya getirdiğim, yeni hikayeler ürettiğim bir seri.

 

1987 yılından günümüze, fotoğrafla ilgili çalışmalarımda zamanın izlerini takip ediyorum. “Olduğu Gibi” serisini kendi fotoğraf pratiğim üzerine düşünürken keşfettiğim arkeolojik bir araştırmaya benzetiyorum.  Seriyi oluştururken çeşitli zaman dilimlerini kapsayan 95.000’in üzerinde fotoğrafı kapsayan arşivime geri döndüm.

 

Fotoğrafların birçoğunu dünyanın farklı bölgelerindeki seyahatlerim sırasında çektim.  Bu imajlar içindeki formlar arası geçişlerle serideki fotoğraflar şekillenmeye başladı.  Seriye devam ederken ortaya çıkan düşünce alanı, fotoğrafik bilincim ve bir sanatçı olarak gelişimim hakkında bir geri bildirim döngüsü yarattı.

 

“Olduğu Gibi” serisindeki fotoğraflar kurgulanmadılar, önceden düşünülmüş bir mizanseni de takip etmediler. Bu seride stüdyomda görüntüleri sahnelemek yerine, yaşamın sahnelediği görüntüleri fotoğrafladım.  Oluşturduğum ikili imajlar, yaşadığım, gezip gördüğüm dünyadan seçtiğim karelerin, hiçbir didaktik kaygı gözetmeksizin, anlamı bende saklı olan karşılaşmalarından oluştu.  Bu karşılaşmalar bana iki imajı özgürce akort ederek yeni görsel deneyimler yaratabileceğim bir alan sundu.

 

Serideki imajların çokluğu onları piksellere benzetiyor; her ikili imaj sanki kavramsal bir bütünün pikselleşmiş bir parçasına dönüşüyor.  Piksellerden oluşan bu arşiv bana bir kitabın farklı sayfalarını da anımsatıyor; kitabın sayfalarını her çevirişimde başka bir kısa hikaye hayal ediyorum.  Yeryüzündeki dokuları gözlemlediğim arşivimde oluşan, zamanla iç içe geçen bu kısa hikayeler uyum ve uyumsuzluk arasında gidip geliyor.

 

Bu hikayeleri oluşturmak bedenimdeki sinir uçları arasında yeni bağlantılar kurmak, bir canlılık akışının benzerini üretmek gibiydi.  İkili imajlar spekülatif  birer film sahnesi gibi göz önüne serildikçe, zihinde parıldayan görüntü yığınlarına benzeyen ucu açık bir film şeridi ortaya çıktı.